
Artık Kullanmadığım Eşyaları Neden Atamıyorum?

Değişim İstiyorum Ama Alışkanlıklarımdan Vazgeçemiyorum
Bu Çelişki Psikolojik Olarak Nasıl Açıklanır?
“Fark edilmek istiyorum ama fark edilince geri çekiliyorum” cümlesi, psikolojide yaklaşma-kaçınma çelişkisi olarak bilinen örüntüyle açıklanabilir. Aynı durumun hem çekici hem de rahatsız edici gelmesi, kişinin içinde gerçek bir çatışma yaratabilir.
Bu çelişkinin temel bileşenleri:
- Görünür olma isteği, bağlantı kurma, kabul edilme ve değerli hissetme ihtiyacından beslenebilir. İnsan bir yandan başkaları tarafından görülmek ve önemsenmek ister.
- Fark edildikten sonra geri çekilme ise kontrolü kaybetme, beklentilerle karşılaşma veya fazla açıkta hissetme korkusuyla ilişkili olabilir. İlgi istenirken, o ilginin getirdiği baskı rahatsız edici hale gelebilir.
- Bu iki ihtiyaç aynı kişide ve aynı olay karşısında devreye girebilir. Yani birini istemek, diğerini ortadan kaldırmaz. İnsan hem yakınlaşmak isteyip hem de kendini koruma ihtiyacı hissedebilir.
Bu durum mutlaka tutarsız veya “kararsız” bir kişiliğe işaret etmez. Daha çok iki farklı ihtiyacın aynı anda ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Bir taraf bağlantı ve görünürlük isterken, diğer taraf güvenlik, kontrol ve öngörülebilirlik arar.
Fark edilmek bu iki tarafı aynı anda harekete geçirdiğinde kişi önce yakınlaşmak isteyip ardından geri çekilebilir. Çünkü o anda “Ya benden bir şey beklenirse?”, “Ya yanlış bir şey söylersem?” veya “Şimdi ne yapacağım?” gibi düşünceler ortaya çıkabilir. Böylece başlangıçta güzel gelen ilgi, kısa sürede kaygıya dönüşebilir.
Bu iki güç her zaman aynı seviyede de değildir. Hafif bir yaklaşma isteği, daha güçlü bir kaçınma dürtüsüyle karşılaştığında sonuç geri çekilmek olabilir. Bu yüzden dışarıdan bakıldığında kişi “Aslında ilgilenmiyor” gibi görünebilir. Oysa içeride gerçek bir istek vardır; sadece o anda kaygı, isteğin önüne geçmiş olabilir.
Olumlu Değerlendirilme Korkusu Nedir, Nasıl İşler?
Sosyal kaygı araştırmalarında uzun süre daha çok olumsuz değerlendirilme korkusu üzerinde duruldu. Ancak 2008’de tanımlanan olumlu değerlendirilme korkusu (fear of positive evaluation) kavramı, konunun başka bir tarafını da gösteriyor. Bu kavram, 1.711 katılımcının yer aldığı geniş bir örneklem üzerinden geliştirilen bir ölçekle araştırıldı.
Bu korkunun işleyişi:
- Olumlu bir değerlendirme, yani övgü veya takdir, her zaman rahatlatıcı olmayabilir. Bazen kişide gelecekte de aynı başarıyı veya davranışı sürdürmesi gerektiği hissini yaratabilir.
- Bu his zamanla “Artık hep bu kadar iyi olmam bekleniyor” düşüncesine dönüşebilir. Böylece başlangıçta güzel olan bir yorum, beraberinde yeni bir beklenti ve baskı getirebilir.
- Bu nedenle övgü, bazı kişiler için yalnızca olumlu bir geri bildirim olarak kalmaz. Daha fazla dikkat çekmenin veya beklentileri yükseltmenin bir işareti gibi algılandığında kaygıyı da beraberinde getirebilir.
On yıllık araştırmaları ele alan bir inceleme, olumlu değerlendirilme korkusunun sosyal kaygının ayrı ve önemli bir parçası olabileceğini ve yalnızca olumsuz değerlendirilmekten kaçınmayla açıklanamayacağını gösteriyor. Bu da “Neden övgü aldığımda rahatsız oluyorum?” sorusuna farklı bir açıklama getiriyor. Mesele övgüyü beğenmemek değil; bazen övgünün ardından gelecek beklentilerin kişiyi tedirgin etmesidir.
Örneğin kişi güzel bir sunum yaptıktan sonra aldığı övgüye sevinmek yerine, “Bir dahaki sefere de aynısını yapabilecek miyim?” diye düşünmeye başlayabilir. Böylece olumlu bir an, fark edilmeden gelecekteki performansla ilgili bir endişeye dönüşebilir.
Bu korku çoğu zaman olumlu bir olayın hemen ardından ve beklenmedik şekilde ortaya çıkar. Kişi tam da mutlu olması gerektiğini düşündüğü bir anda içinde bir gerginlik hissedebilir. Bu da oldukça kafa karıştırıcıdır; çünkü ortada kötü bir olay yoktur. Hatta tam tersi olmuştur. Yine de iyi bir şeyin ardından gelen beklenti ihtimali, o anın rahatça yaşanmasını zorlaştırabilir.
Kendi Kendimizi Doğrulama İhtiyacı Övgüyü Neden Tehdit Gibi Hissettiriyor?
Psikolojide öz doğrulama kuramı (self-verification theory), insanların kendileriyle ilgili zaten sahip oldukları düşüncelerle uyumlu geri bildirimlere daha yakın hissettiğini öne sürer. İlginç olan, bu durumun kişinin kendisi hakkındaki düşünceleri çok olumlu olmadığında bile görülebilmesidir. Hatta araştırmalarda, kendisi hakkında orta düzeyde olumlu düşünen kişilerin bile aşırı olumlu değerlendirmeler karşısında rahatsızlık hissedebildiği görülmüştür.
Bu kuramın temel önermeleri:
- İnsanlar, çevrelerinden gelen yorumların kendi öz algılarıyla belli ölçüde uyuşmasını ister. Bunun nedenlerinden biri, kendimizle ilgili bildiklerimizin tutarlı kalmasının dünyayı biraz daha öngörülebilir hale getirmesidir.
- Kişinin kendisiyle ilgili düşüncesinden çok daha olumlu bir değerlendirme almak her zaman iyi hissettirmeyebilir. Tam tersine, “Beni gerçekten böyle mi görüyor?” veya “Acaba benden fazla mı şey bekliyor?” gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
- Bu rahatsızlığın bir kısmı, kişinin yeterince doğru tanınmadığını hissetmesiyle ilgili olabilir. Yani sorun iltifatın olumlu olması değil, kişinin kendisini gördüğü yerle karşısındaki kişinin onu gördüğü yer arasındaki farktır.
Bu durum, “Fark edilmek istiyorum ama beklediğimden fazla övülünce tuhaf hissediyorum” deneyimine de bir açıklama sunabilir. Kişi görünür olmak ve değer görmek ister; ancak aldığı geri bildirim kendi içindeki görüntüyle fazla uyuşmadığında, ortaya yeni bir belirsizlik çıkar. Bazen tanıdık bir olumsuzluk bile, alışık olmadığımız kadar olumlu bir değerlendirmeden daha öngörülebilir gelebilir.
Örneğin kendisini yaptığı işte “ortalama” gören biri, “Sen bu konuda inanılmaz yeteneklisin” sözünü duyduğunda sevinmekle birlikte ne diyeceğini bilemeyebilir. Çünkü bu yorum, kişinin kendisi hakkında yıllardır oluşturduğu hikâyeye tam olarak oturmaz ve bir süre yabancı gelebilir.
Bu süreç çoğu zaman kişinin içinde sessizce işler. Gelen yorum, farkında olmadan “Benim kendimle ilgili bildiklerime uyuyor mu?” diye kontrol edilir. Eğer aradaki fark çok büyükse, olumlu bir söz bile beklenen rahatlığı vermeyebilir. Kişi övgüyü reddetmek istemese bile, ona inanmakta veya nasıl karşılık vereceğini bulmakta zorlanabilir.
Bu Çelişki Bedende Nasıl Kendini Gösteriyor?
Olumlu ve olumsuz değerlendirilme korkusu, yalnızca düşüncelerle sınırlı kalmayıp bedensel tepkilerle de kendini gösterebilir. Yapılan bir araştırmada, bu iki korku türünün farklı duygusal ve kardiyovasküler tepki örüntüleriyle ilişkili olduğu görülmüştür. Yani ortada açık bir tehdit olmasa bile, değerlendirildiğini hissetmek beden için stresli bir deneyime dönüşebilir.
Bu bedensel tepkilerin görünümleri:
- Övgü veya olumlu ilgi karşısında bir anda gerginleşmek, yüzün kızarması ya da kalp atışlarının hızlanması gibi tepkiler ortaya çıkabilir. Kişi aslında mutlu olsa bile bedeni aynı anda başka bir tepki verebilir.
- Kişi farkında olmadan konuşmayı kısa kesmek, göz temasını azaltmak veya konuyu değiştirmek isteyebilir. Böylece üzerindeki dikkati mümkün olduğunca hızlı biçimde başka bir yere yöneltmeye çalışabilir.
- Bazen de ortamdan tamamen uzaklaşma isteği ortaya çıkar. Özellikle bütün dikkat kişinin üzerindeyse, fiziksel olarak geri çekilmek o an için rahatlatıcı gelebilir.
Bu tepkiler her zaman bilinçli olarak verilen kararlar değildir. Bazen kişi daha ne olduğunu anlamadan bedeni çoktan tepki vermeye başlamıştır. Bu yüzden “Aslında sevinmem gerekirken neden geri çekiliyorum?” sorusunun cevabı yalnızca düşüncelerde olmayabilir. Beden de geçmiş deneyimlerden öğrendiği biçimde, ilgiyi veya değerlendirilme ihtimalini bir alarm sinyali gibi karşılayabilir.
Bunu fark etmek, kişinin kendi tepkisine biraz daha farklı bakmasını sağlayabilir. Geri çekilme her zaman isteksizlik anlamına gelmez; bazen bedenin kendini korumak için alıştığı bir tepkinin yeniden ortaya çıkmasıdır. Özellikle benzer sosyal durumlarda bu tepki daha önce rahatlama sağladıysa, zamanla otomatikleşmiş olabilir.
Zamanla bedendeki ilk işaretleri tanımak da işe yarayabilir. Kalbin hızlandığını veya kaçma isteğinin geldiğini fark edip “Şu an gerildim” diye adlandırmak, hemen o duyguyla hareket etmek yerine ne olduğunu anlamak için küçük bir alan açabilir. Böylece amaç tepkiyi zorla bastırmak değil, geldiğini fark edip biraz geçmesine izin vermek olur.
Bu Örüntü Kimlerde Daha Sık Görülüyor?
Bu durum herkeste aynı şekilde yaşanmıyor. Bazı insanlar ilgi gördüğünde bundan hoşlanırken, bazıları tam da istediği ilgiyi gördüğü anda geri çekilebiliyor. Bunda geçmişte yaşananlar, kişinin kendine bakışı ve sosyal ortamlarda ne kadar rahat olduğu etkili olabilir.
Bu durumun daha sık görülebildiği kişiler:
- Çocukken dikkat çektiğinde alay edilen, eleştirilen veya utandırılan biri, zamanla görünür olmanın pek de güvenli olmadığını öğrenmiş olabilir. Yıllar sonra ilgi görmek istese bile, gerçekten fark edildiğinde eski rahatsızlık yeniden ortaya çıkabilir.
- Kendisi hakkında genellikle olumsuz düşünen biri için övgü almak da bazen garip gelebilir. Özellikle duyduğu sözler kendi düşünceleriyle uyuşmuyorsa, “Gerçekten beni mi anlatıyor?” diye düşünebilir. Bu yüzden güzel bir söz bile hemen rahatlatmayabilir.
- Sosyal kaygısı yüksek kişiler ise başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğüne daha fazla dikkat edebilir. Üstelik mesele yalnızca eleştirilmek değildir. Övülmek de bütün gözlerin bir anda üzerlerine çevrildiğini hissettirebilir ve bu durum kişiyi gerebilir.
Araştırmalarda olumlu değerlendirilme korkusunun sosyal kaygı bozukluğu yaşayan kişilerde daha yüksek olabildiği görülüyor. Ama bunun için mutlaka bir tanı olması gerekmiyor. Pek çok insan zaman zaman övüldüğünde ne diyeceğini bilemeyebilir, dikkatin üzerinde olmasından rahatsız olabilir veya bir an önce konuyu değiştirmek isteyebilir.
Bu yüzden “Fark edilmek istiyorum ama fark edilince geri çekiliyorum” demek aslında ilk bakışta göründüğü kadar çelişkili olmayabilir. İnsan görülmek ister ama görünür olmanın getirdiği ilgiden de çekinebilir. Bir taraf “Beni fark etsinler” derken, başka bir taraf “Ama çok da üzerime gelmesinler” diyebilir.
Bunun nereden geldiğini anlamak, insanın kendisine bakışını da değiştirebilir. “Ben neden böyle davranıyorum?” diye kendine kızmak yerine, “Acaba ben ne zaman fark edilmekten çekinmeye başladım?” diye düşünmek daha anlamlı olabilir. Çünkü bazen bugün verdiğimiz bir tepkinin nedeni, çok daha önce öğrendiğimiz bir korunma biçiminde saklı olabilir.
Fark Edilmekten Kaçmadan Var Olmayı Öğrenmek Mümkün mü?
Bu çelişkiyi tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir. Zaten amaç da bir anda “Artık hiç rahatsız olmayacağım” noktasına gelmek değildir. Daha gerçekçi olan, bu tepkinin ne zaman ortaya çıktığını fark etmek ve zamanla onunla biraz daha rahat kalabilmektir.
İşe yarayabilecek birkaç adım:
- Tepkiyi fark etmek: Övgü aldığınızda veya ilgi üzerinize geldiğinde bedeninizde neler olduğuna bakabilirsiniz. Kalbiniz hızlanıyor mu, geriliyor musunuz, hemen konuyu değiştirmek mi istiyorsunuz? Bunları düzeltmeye çalışmadan önce sadece “Şu an geri çekilmek istiyorum” diye fark etmek bile iyi bir başlangıç olabilir.
- Küçük dozlarda pratik yapmak: Çok zorlayıcı durumlarla başlamak yerine, daha rahat hissettiğiniz ortamlarda ilgiden hemen kaçmamayı deneyebilirsiniz. Örneğin biri size iltifat ettiğinde konuyu değiştirmek yerine sadece “teşekkür ederim” deyip birkaç saniye o anda kalmak bile küçük bir pratik olabilir.
- Öz algıyı güncellemek: Kendiniz hakkında yıllardır taşıdığınız bazı düşünceler bugün hâlâ doğru olmayabilir. “Ben zaten yeterince iyi değilim” gibi eski bir düşüncenin nereden geldiğini ve şu anki hayatınızı gerçekten ne kadar yansıttığını sorgulamak işe yarayabilir.
- Geri çekilmeyi bir “hata” olarak görmemek: Bazen eski alışkanlık devreye girer ve kişi yine geri çekilir. Bu, bütün ilerlemenin kaybolduğu anlamına gelmez. Tek bir tepki, karakteriniz hakkında bir şey kanıtlamaz. Önemli olan zamanla ne olduğunu daha erken fark etmeye başlamaktır.
Bu örüntü genellikle bir anda değil, küçük deneyimlerle yavaş yavaş değişir. Bir gün övgü karşısında birkaç saniye daha rahat kalmak, başka bir gün dikkatin üzerinizde olmasına hemen tepki vermemek bile bu sürecin bir parçasıdır. Amaç hiç gerilmemek değil, gerilseniz bile hemen kaçmak zorunda olmadığınızı deneyimlemektir.
Eğer bu tepkinin geçmişte yaşanan daha zor deneyimlerle bağlantılı olduğunu düşünüyorsanız, bir terapistle çalışmak da yardımcı olabilir. Terapi, hem bu tepkinin nereden geldiğini anlamak hem de görülmenin her zaman tehlikeli olmadığını daha güvenli bir ortamda deneyimlemek için alan sağlayabilir.
Bu süreç her zaman düz ilerlemez. Bazı günler daha rahat hissederken, başka bir gün eski tepkinize dönebilirsiniz. Bu, başa döndüğünüz anlamına gelmez. Asıl değişim, zamanla “Yine geri çekildim” demek yerine, “Şu an neden geri çekilmek istiyorum?” diye merak edebilmeye başlamaktır.
Kaynakça
Weeks, J. W., Heimberg, R. G., & Rodebaugh, T. L. (2008). The Fear of Positive Evaluation Scale: Assessing a proposed cognitive component of social anxiety. Journal of Anxiety Disorders, 22(1), 44–55. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2007.08.002
Reichenberger, J., & Blechert, J. (2018). Malaise with praise: A narrative review of 10 years of research on the concept of Fear of Positive Evaluation in social anxiety. Depression and Anxiety, 35(12), 1228–1238. https://doi.org/10.1002/da.22808
Weeks, J. W., & Zoccola, P. M. (2016). Fears of positive versus negative evaluation: Distinct and conjoint neuroendocrine, emotional, and cardiovascular responses to social threat. Journal of Experimental Psychopathology, 7(4), 632–654. https://doi.org/10.5127/jep.056016
Swann, W. B., & Read, S. J. (1981). Self-verification processes: How we sustain our self-conceptions. Journal of Experimental Social Psychology, 17(4), 351–372. https://doi.org/10.1016/0022-1031(81)90043-3
Swann, W. B., Jr., Pelham, B. W., & Krull, D. S. (1989). Agreeable fancy or disagreeable truth? Reconciling self-enhancement and self-verification. Journal of Personality and Social Psychology, 57(5), 782–791. https://doi.org/10.1037/0022-3514.57.5.782



