
İlaç Kullanıyorum Ama Neden Hâlâ İyi Değilim? Psikoterapinin İyileşmedeki Önemli Rolü

Neden İlgisini Gösterene Değil de, Belirsiz Davranan Kişiye Daha Çok Bağlanırız?
Savunma Mekanizması Nedir, Kişilik Özelliğinden Nasıl Ayrılır?
Psikodinamik yaklaşıma göre savunma mekanizmaları, kişinin kaygı, suçluluk veya değersizlik gibi zorlayıcı duygularla baş etmek için kullandığı zihinsel yollardır. Çoğu zaman bilinçli olarak ortaya çıkmaz; kişi farkında olmadan kendisini rahatsız eden bir duruma karşı savunmaya geçebilir.
Kişilik özellikleri ise daha genel ve kalıcı eğilimleri ifade eder. Örneğin birinin farklı ortamlarda sosyal, düzenli veya çekingen olması kişilik özelliği olarak değerlendirilebilir. Savunma mekanizmaları ise genellikle eleştirilme, reddedilme veya belirsizlik gibi kişinin kendisini tehdit altında hissettiği durumlarda ortaya çıkar.
Örneğin eleştirildiğinde hemen karşısındaki kişiyi suçlayan biri, her zaman “suçlayıcı bir karaktere” sahip olmayabilir. Bu davranış, eleştirinin yarattığı rahatsızlıktan korunmak için kullandığı bir savunma biçimi olabilir. Benzer şekilde kişi zor bir gerçeği kabul etmek istemediğinde inkâra başvurabilir veya kendi hislerini farkında olmadan başkasına yükleyebilir. Buna da yansıtma denir.
Savunmalar da kendi içinde farklılaşır. Mizah ve yüceltme (süblimasyon) daha olgun savunmalar arasında değerlendirilirken, inkâr ve yansıtma daha ilkel savunmalar arasında yer alır. Ayrıca kişinin kullandığı savunmalar yaşam boyunca aynı kalmak zorunda değildir.
Bu ayrım günlük hayatta da önemlidir. Çünkü tekrar eden bir davranışı fark ettiğimizde kolayca “Ben böyleyim” diyebiliriz. Oysa bazı davranışlar kişiliğimizin değişmez bir parçası değil, geçmişte belirli durumlarla baş etmek için geliştirdiğimiz tepkiler olabilir.
Bu yüzden kişilik özelliği ile savunma mekanizmasını ayırt etmek, kişinin kendisine farklı bir gözle bakmasını sağlayabilir. “Ben zaten böyle biriyim” demek yerine “Neden böyle tepki veriyorum?” diye sormak, davranışın nedenini anlamaya ve zamanla farklı tepkiler geliştirmeye yardımcı olabilir.
“Ben Böyleyim” Cümlesi Neden Bir Savunma İşlevi Görebilir?
“Ben böyleyim” ifadesi, bazen gerçek bir öz farkındalık cümlesi, bazen de değişim talebine karşı geliştirilmiş bir savunma cümlesi olabilir. Bu ayrımı yapmak zordur çünkü ikisi de aynı kelimelerle ifade edilir.
Bu cümlenin savunma işlevi gördüğü durumlar:
- Bir eleştiri ya da geri bildirim aldıktan hemen sonra söylenmesi (“Ben zaten böyleyim, değişmem”)
- Kendi davranışının sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçınmak için kullanılması
- Değişim çabasının baştan “imkânsız” ilan edilmesi
Psikodinamik açıdan bu, bir tür rasyonalizasyon örneğidir. Rahatsız edici bir gerçekle yüzleşmek yerine, o gerçeği “değişmez bir öz” olarak yeniden çerçevelemek. Bu savunma, kısa vadede rahatlatıcıdır çünkü değişim çabasının getirdiği belirsizlik ve emek yükünden kişiyi kurtarır.
Ancak uzun vadede, kişinin kendi potansiyelini sınırlayan bir kalıba dönüşebilir. Bu cümlenin ne zaman gerçek bir öz kabul, ne zaman bir savunma olduğunu ayırt etmenin bir yolu, cümlenin ardından gelen duyguya bakmaktır: gerçek kabul genellikle sükunet getirirken, savunma genellikle hafif bir gerginlik ya da savunmacılık taşır.
Bir diğer ayırt edici işaret, cümlenin karşı tarafta bıraktığı etkidir: gerçek bir öz kabul genellikle konuşmayı sakinleştirir ve devam ettirilebilir kılarken, savunma amaçlı kullanılan “ben böyleyim” cümlesi çoğu zaman konuşmayı aniden kapatır ve karşı tarafta duyulmamışlık hissi bırakır.
Savunmalar Zamanla Değişebiliyor mu?
Savunma mekanizmalarının “sabit bir karakter” değil, değişebilir bir örüntü olduğuna dair en güçlü kanıtlardan biri, uzun süreli terapi araştırmalarından geliyor. 3-5 yıl süren bir psikodinamik terapi araştırması, tedavi başında olgunlaşmamış ve kendini feda eden savunma tarzlarında yüksek puan alan hastaların, zamanla bu savunma tarzlarında anlamlı iyileşme gösterdiğini ortaya koydu.
Bu araştırmanın bulguları:
- Olgunlaşmamış savunma tarzındaki iyileşme, orta-büyük bir etki büyüklüğüne sahipti
- Savunma tarzındaki değişim, semptomlardaki değişimle anlamlı biçimde ilişkiliydi
- Değişim kademeli ve hiyerarşik bir sırada ilerledi. Önce daha ilkel savunmalar, sonra daha olgun olanlar
Daha kısa süreli (4 seanslık) bir araştırma bile, savunma işlevindeki değişimin çok erken aşamalarda bile ölçülebilir olduğunu gösterdi. Bu bulgular, “ben böyleyim, değişemem” cümlesinin bilimsel olarak desteklenmeyen bir iddia olduğunu ortaya koyuyor: savunmalar, doğru koşullar altında gerçekten değişebiliyor.
Bu bulguların önemi, değişimin sadece “mümkün” olduğunu göstermesinde değil, ne kadar erken başlayabileceğini de göstermesindedir. Terapiye başladıktan sadece birkaç seans sonra bile ölçülebilir bir hareketlilik görülmesi, savunma tarzının donmuş bir heykel değil, canlı ve tepki veren bir örüntü olduğunu ortaya koyuyor.
Bu erken hareketlilik, kişinin “benim durumumda hiçbir şey işe yaramaz” beklentisini de sorgulamaya değer kılar; zira araştırma verileri, en katı görünen savunma kalıplarının bile ilk temas anlarında kıpırdayabildiğini gösteriyor.
Kişilik Gerçekten Ne Kadar Sabit?
Kişiliğin tamamen değişmez olduğunu söylemek çok doğru olmayabilir. Bazı özellikler uzun yıllar boyunca benzer şekilde devam ederken, bazıları kişinin yaşadıklarıyla birlikte zaman içinde değişebilir. George Vaillant’ın 30 yıllık izleme çalışması da savunma biçimlerinin herkeste aynı şekilde ilerlemediğini gösteriyor. Bazı kişiler yıllarca benzer savunmaları kullanırken, bazılarında bu tepkiler zamanla daha olgun hale gelebiliyor.
Bu durum, uzun süredir devam eden bir davranışın mutlaka değişmez olduğu anlamına gelmediğini gösterir. Yıllardır aynı şekilde tepki vermek, o davranışın artık oldukça yerleşmiş olduğunu gösterebilir. Ancak yaşam deneyimleri, kişinin çevresinden aldığı destek ve kendi davranışlarını fark etmeye başlaması bu kalıpların zaman içinde değişmesine yardımcı olabilir.
Bu yüzden kişinin kendisi hakkında söylediği “Ben böyleyim” cümlesi her zaman aynı anlama gelmez. Bazen gerçekten uzun yıllardır devam eden bir kişilik eğiliminden söz ediyor olabilir. Bazen de kişi belirli durumlarda aynı savunmayı o kadar uzun süredir kullanıyordur ki artık bunu karakterinin doğal bir parçası gibi görmeye başlamıştır.
Dolayısıyla “Bu benim kişiliğim mi, yoksa geliştirdiğim bir savunma mı?” sorusunun herkes için tek bir cevabı yoktur. Aynı davranış farklı insanlarda farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Burada davranışın ne kadar süredir devam ettiği kadar, hangi durumlarda ortaya çıktığı ve kişinin bunun farkında olup olmadığı da önemlidir.
Bir davranışın uzun süredir var olması onu otomatik olarak değişmez yapmaz. Bazen değişimin ilk adımı, “Ben zaten böyleyim” demek yerine bu davranışın ne zaman ve neden ortaya çıktığını fark etmektir.
“Ben Böyleyim” Demek Ne Zaman Zararlı Hale Geliyor?
“Ben böyleyim” ifadesi her zaman zararlı değildir; bazen gerçek bir öz kabul, sağlıklı bir sınır çizme biçimidir. Zararlı hale geldiği nokta, bu ifadenin büyüme ve ilişkiler için bir engele dönüştüğü andır.
Zararlı hale geldiğini gösteren işaretler:
- İlişkilerde tekrar eden aynı sorunları, hep aynı gerekçeyle (“ben böyleyim”) açıklama
- Geri bildirim aldığında savunmaya geçip konuyu kapatma
- Değişim denemeden, baştan “imkânsız” olduğuna karar verme
- Bu cümlenin, başkalarının ihtiyaçlarını göz ardı etmenin bir gerekçesine dönüşmesi
Araştırmalar, olgunlaşmamış ya da ilkel savunma tarzlarının çeşitli ruh sağlığı sorunlarıyla ve daha düşük psikososyal işlevsellikle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bu, “ben böyleyim” demenin bazen kişiyi koruyormuş gibi görünse de, aslında kişiyi büyümekten alıkoyan bir kafese dönüşebileceğini ortaya koyuyor.
Bu kafesin en sinsi yanı, kişinin dışarıdan bakıldığında haklı görünmesidir: gerçekten de herkes farklıdır ve herkesin kendine has özellikleri vardır. Ancak “farklı olmak” ile “değişmeyi reddetmek” arasındaki çizgi, davranışın kişiye ve çevresine verdiği zararla ölçülmelidir, sadece davranışın ne kadar “kendine özgü” hissettirdiğiyle değil.
Bu çizgiyi görmenin bir yolu, kişinin yakınlarına “bu konuda beni nasıl deneyimliyorsun?” diye sormaktır; çoğu zaman dışarıdan bakan biri, kişinin kendisinden çok daha net bir şekilde davranışın etkisini fark edebilir.
Öğrenilmiş Savunmayı Fark Etmek ve Değiştirmek Mümkün mü?
Evet, ve bu değişim araştırmalarla desteklenen bir gerçekliktir. Ancak fark etmek, değiştirmenin ilk ve genellikle en zor adımıdır çünkü savunmalar, tanımı gereği bilinçdışı işler.
Fark etme ve değiştirme için pratik adımlar:
- Tetikleyici anı yakalamak:“Ben böyleyim” cümlesinin en sık hangi durumlarda (eleştiri, talep, çatışma) ortaya çıktığını not etmek
- Ardından gelen duyguyu incelemek:Cümle gerçek bir kabulden mi, yoksa hafif bir gerginlik ya da kaçıştan mı geliyor?
- Küçük deneyler yapmak:“Ben böyleyim” denen alanda, çok küçük bir farklı davranışı denemek
- Profesyonel destek almak:Kökeni derin olan savunma kalıplarında, terapötik bir ilişki değişimi güvenli bir şekilde hızlandırabilir
Uzun süreli terapi araştırmaları, savunma tarzının değişiminin genellikle hiyerarşik bir sırada önce en ilkel savunmalar, sonra daha olgun olanlar ilerlediğini gösteriyor. Bu da değişimin bir gecede değil, kademeli ve sabırla gerçekleştiğini ortaya koyuyor.
“Ben böyleyim” demek yerine “şu an böyleyim, ama bunun neden böyle olduğunu anlamaya çalışıyorum” demek, aynı gerçeği kabul ederken değişime kapı da açık bırakan bir yeniden çerçevelemedir.
Bu yeniden çerçeveleme, kişiyi anında değiştirmez; ancak zihinsel bir kapıyı aralık bırakır. Zamanla, bu küçük dil değişikliği bile, kişinin kendi davranışlarına dair kurduğu hikayeyi “kapalı bir dosya” olmaktan çıkarıp “hâlâ yazılmakta olan bir bölüm” haline getirebilir.
Kaynakça
Vaillant, G. E. (1971). Theoretical hierarchy of adaptive ego mechanisms: A 30-year follow-up of 30 men selected for psychological health. Archives of General Psychiatry, 24(2), 107–118. https://doi.org/10.1001/archpsyc.1971.01750080011003
Bond, M., & Perry, J. C. (2004). Long-term changes in defense styles with psychodynamic psychotherapy for depressive, anxiety, and personality disorders. American Journal of Psychiatry, 161(9), 1665–1671. https://doi.org/10.1176/appi.ajp.161.9.1665
Drapeau, M., De Roten, Y., Perry, J. C., & Despland, J. N. (2003). A study of stability and change in defense mechanisms during a brief psychodynamic investigation. Journal of Nervous and Mental Disease, 191(8), 496–502. https://doi.org/10.1097/01.nmd.0000082210.76762.ec
Granieri, A., La Marca, L., Mannino, G., Giunta, S., Guglielmucci, F., & Schimmenti, A. (2017). The relationship between defense patterns and DSM-5 maladaptive personality domains. Frontiers in Psychology, 8, 1926. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2017.01926
Cramer, P. (2020). Psychodynamic perspective of defense mechanisms. In The Wiley Encyclopedia of Personality and Individual Differences. https://doi.org/10.1002/9781119547143.ch26



