
Param Fazla Olsa Bile Harcarken Neden Suçluluk Duyuyorum?

Bir Tartışmadan Sonra Neden Günlerce İçime Kapanıyorum?
Aldatılmak Neden Bu Kadar Derin Bir İz Bırakıyor?
Aldatılmak, sıradan bir hayal kırıklığından çok daha derin bir iz bırakır çünkü güvenilen ve bağımlı olunan bir kişi tarafından gerçekleştirilen bir ihlaldir. Psikolojide bu tür yaralanmalara ihanet travması (betrayal trauma) denir; kişinin güvenliğinin, kendisine yakın ve bağlı olduğu biri tarafından ihlal edilmesinin, sıradan bir olumsuz olaydan çok daha karmaşık bir şekilde işlendiğini öne sürer. Bu kuramı test eden bir araştırma, yüksek düzeyde ihanet travması yaşayan kişilerin, hem genel hem de ilişkiye özgü güven düzeylerinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu bulmuştur (Gobin ve Freyd, 2014).
Bu durumun bu kadar yaygın olması da şaşırtıcı değildir; geniş kapsamlı bir alan yazın derlemesi, evli çiftlerde sadakatsizlik yaşama oranının %20-25 civarında olduğunu ortaya koymuştur (Blow ve Hartnett, 2005). Yani bu deneyim, yalnız yaşanan istisnai bir durum değil, oldukça fazla insanın karşılaştığı bir gerçekliktir. İhanetin bu denli derin bir iz bırakmasının nedenleri şunlar olabilir:
- Güvenin bağlı olunan biri tarafından ihlal edilmesi, temel bir varsayımı (yakın olduğum kişi beni korur) sarsar
- Olay genellikle uzun süredir kurulmuş bir ilişkinin içinde, birikimli bir güvenin üzerine gelir
- Kişi genellikle olayı fark etmeden önce uzun süre güvenmeye devam etmiş olur, bu da kendine yönelik bir sorgulamayı da beraberinde getirir
Bu bulgular, aldatılma sonrası hissedilen güvensizliğin abartılı bir tepki değil, gerçek ve iyi belgelenmiş bir psikolojik örüntü olduğunu gösterir.
Bir Kişiye Duyulan Şüphe Neden Herkese Yayılıyor?
Bir kişiye duyulan şüphenin herkese yayılmasının nedeni, beynin tehdit öğrenmesini belirli bir kişiyle sınırlı tutmak yerine, o kişiyle kavramsal olarak benzer görülen daha geniş bir kategoriye genelleştirmesidir. Korku ve tehdit öğrenmesi üzerine yapılan kapsamlı bir derleme, bir tehdidin öğrenilmesinin ardından bu öğrenmenin, orijinal tehditle yalnızca yüzeysel ya da kavramsal olarak benzeyen uyaranlara da yayılabildiğini göstermektedir (Dunsmoor ve Paz, 2015). Bu genelleme (generalization) mekanizması, hayatta kalma açısından uyum sağlayıcı bir işleve sahiptir; benzer bir tehlikeyle tekrar karşılaşma ihtimaline karşı erken uyarı sağlar.
İnsan ilişkileri bağlamında bu mekanizma şu şekillerde işleyebilir:
- Partner, yakın ilişki ya da güven duyulan kişi gibi kategorilerin tamamı tehditle ilişkilendirilebilir
- Yeni tanışılan biri, eski partnerle hiçbir gerçek benzerliği olmasa bile, sadece aynı kategoriye girdiği için tetikleyici olabilir
- Tehdide dair fiziksel ipuçları (belirli bir ses tonu, bir davranış biçimi) kategori genelinde alarm yaratabilir
Araştırmacılar, bu genellemenin özellikle kaygı bozukluklarında aşırı ve işlevsiz hale gelebildiğini, ancak temelde herkeste bulunan normal bir öğrenme mekanizması olduğunu vurgulamaktadır. Bu da bir kez aldatılan bir kişinin, mantıksal olarak bu kişi farklı, neden ona da güvenmiyorum diye düşünse bile, duygusal düzeyde aynı alarmı hissetmeye devam edebileceğini açıklar; çünkü genelleme bilinçli mantık düzeyinde değil, daha temel bir öğrenme sisteminde gerçekleşir. Araştırmacılar, bu genellemenin zamanla ve yeni, güvenli deneyimlerle daralabildiğini de not etmektedir; yani genelleşmiş şüphe sabit bir durum değil, yeni bilgiyle yeniden şekillenebilen dinamik bir süreçtir.
Yeni Biriyle Tanışınca Reddedilmeyi Neden Bekliyorum?
Yeni biriyle tanışırken reddedilmeyi önceden beklemenin altında, psikolojide reddedilme duyarlılığı (rejection sensitivity) olarak adlandırılan bir eğilim yatar; kişinin reddedilmeyi kaygıyla beklemesi, belirsiz davranışlarda bile reddedilme sinyalleri araması ve bu sinyallere aşırı tepki vermesi anlamına gelir. Bu kavramı geliştiren araştırma, reddedilme beklentisiyle bir ilişkiye giren kişilerin, yeni partnerlerinin aslında sıradan ya da dikkatsizce yapılmış davranışlarını bile kasıtlı bir reddediliş olarak yorumlama eğiliminde olduğunu göstermiştir (Downey ve Feldman, 1996).
Bu eğilimin en çarpıcı yönü, kendi kendini gerçekleştiren bir döngü yaratabilme potansiyelidir:
- Kişi, reddedilme korkusuyla yeni partnerinin davranışlarını aşırı yorumlar ve buna tepki olarak çekilir ya da aşırı tepki verir
- Bu tepki, yeni partnerde gerçek bir uzaklaşmaya yol açabilir
- Bu uzaklaşma, kişinin gördün mü yine haklıydım şeklindeki başlangıç inancını doğrular gibi görünür
Araştırmacılar, bu döngünün hem kişinin kendisinde hem de partnerinde ilişki memnuniyetsizliğine yol açtığını bulmuştur. Bunun temel nedeni, reddedilme beklentisinin nötr ya da iyi niyetli davranışları bile tehdit olarak işaretlemesidir; bu da yeni bir ilişkiyi, geçmişteki ihanetin bir tekrarı gibi deneyimlemeye zemin hazırlar, oysa yeni kişinin bununla hiçbir ilgisi olmayabilir. Araştırmacılar, bu örüntünün özellikle ilişkinin ilk dönemlerinde belirgin olduğunu, çünkü belirsizliğin yüksek olduğu bu dönemde zihnin anlam arayışına daha açık olduğunu belirtmiştir; ilişki ilerledikçe ve güvenilir kanıtlar biriktikçe bu aşırı tetiktelik genellikle kademeli olarak azalabilir.
Bu Şüphe Gerçekten Beni Koruyor Mu?
Sürekli şüphe etmek insana bazen güvende olduğu hissini verebilir. ‘Dikkatli olursam bir daha aynı şeyi yaşamam’ diye düşünmek mümkün. Fakat şüphe duymakla gerçekten insanlara güvenmemek aynı şey değil.
İhanet travması üzerine yapılan bir araştırmada da buna benzer bir sonuç çıkmış. Geçmişinde daha fazla travma bulunan kişiler kendilerini daha güvensiz olarak değerlendirmiş. Fakat iş gerçek bir güven durumuna geldiğinde, yani karşılarındaki kişiye güvenip güvenmemeleri gerektiğinde, davranışları bu kadar net bir güvensizliğe işaret etmemiş (Gobin ve Freyd, 2014).
Yani insanın içinde ‘Kimseye güvenemem’ düşüncesi olabilir ama bu, her ilişkide gerçekten böyle davrandığı anlamına gelmeyebilir.
Mesela:
- İçinizden sürekli bir şeylerin ters gideceğini düşünmek ama yine de insanlarla normal ilişkiler kurabilmek
- Birine tam olarak güvenmediğinizi düşünmek ama gerektiğinde ona güvenebilmek
- Ortada belirgin bir sorun yokken bile sürekli bir şeyleri kontrol etme ihtiyacı duymak
- Şüphe yüzünden insanlardan uzaklaşmaktan çok, gün boyunca kafanızın içinde aynı şeyleri düşünüp durmak
Bu yüzden her şüpheyi kötü olarak görmek de doğru olmayabilir. Bazen şüphe gerçekten dikkatli olmanızı sağlar. Asıl sorun, ortada bir neden olmadığı halde sürekli çalışmaya başladığında ortaya çıkıyor. Bir süre sonra insanı korumaktan çok yorabiliyor.
Böyle zamanlarda akla gelen ilk düşüncenin mutlaka doğru olduğunu varsaymak yerine, ‘Bunu düşündürecek gerçekten ne oldu?’ diye bakmak işe yarayabilir. Çünkü bazen şüphe, yaşanan bir şeyden çok geçmişte yaşananların bıraktığı bir alışkanlık olarak karşımıza çıkabiliyor.
Güveni Yeniden İnşa Etmek Beyinde Nasıl Mümkün?
Birine güveniniz kırıldığında, sonrasında yaşadığınız ilişkilerde de temkinli olmanız çok normal. Daha önce güvendiğiniz birinden zarar gördüyseniz, zihniniz bir süre yeni bir tehlike aramaya devam edebilir. Karşınızdaki insanın yaptığı küçük bir şey bile size eskiden yaşadığınız olayı hatırlatabilir. Ama bu, hep böyle devam edeceği anlamına gelmiyor.
Beynin güven ve tehdit tepkileri üzerine yapılan bir çalışmada, insanlardan kendilerini güvende hissettikleri bir ilişkiyi düşünmeleri istenmiş. Ardından tehdit içeren bazı sosyal ve dilsel ifadeler gösterilmiş. Güvenli bir ilişkiyi akıllarına getiren kişilerde amigdala bölgesinin daha az tepki verdiği görülmüş (Norman ve ark., 2015).
Bu aslında günlük hayatta da tanıdık bir şey. Kendinizi gerçekten güvende hissettiğiniz birini düşündüğünüzde, içinizdeki gerginlik biraz olsun azalabilir. Özellikle geçmişte yaşadığınız bir şey yüzünden yeni ilişkinizde sürekli kötü bir şey bekliyorsanız, bugün yaşadığınız güvenli anları da fark etmek yardımcı olabilir.
Örneğin:
- Yanında rahat hissettiğiniz birini düşünmek
- Size zor bir zamanda destek olmuş bir anıyı hatırlamak
- Şüpheye kapıldığınızda sadece kötü ihtimallere değil, ilişkinizde yolunda giden şeylere de bakmak
- Kendinizi güvende hissettiğiniz anları ara sıra yeniden hatırlamak
Bunların amacı geçmişte yaşananları unutturmak değil. Zaten güveni yeniden kurmak da sadece güzel şeyler düşünmekten ibaret değil. Yeni ilişkide karşınızdaki kişinin tutarlı davranması, verdiği sözleri tutması ve size kendinizi güvende hissettirmesi de zamanla çok şey değiştirir.
Geçmişte yaşadığınız ihanet yüzünden bugün herkesten şüpheleniyor olabilirsiniz. Fakat eski deneyiminizle şu an karşınızda olan insan aynı şey değil. Bunu zaman içinde fark ettikçe, sürekli tetikte olma hali de yavaş yavaş azalabilir. Güven bazen yeniden kurulurken önce büyük bir adımla değil, ‘Bu sefer farklı olabilir’ diyebildiğiniz küçük anlarla başlar.
Bu Şüpheyle Nasıl Daha Sağlıklı Baş Edebilirim?
Bazen ortada bir şey yoktur ama yine de içiniz rahat etmez. Karşınızdaki insanın söylediği küçük bir söz, yaptığı basit bir hareket bile aklınıza türlü şeyler getirebilir. Hele daha önce aldatıldıysanız ya da güveniniz ciddi şekilde kırıldıysa, bunu yaşamanız şaşırtıcı değil. O anda aklınıza gelen her şeyi doğru kabul etmek yerine, biraz bekleyip ne olduğunu anlamaya çalışabilirsiniz.
Mesela şunlara dikkat edebilirsiniz:
- Şüphelendiğiniz şeyin gerçekten yaşanan bir olaydan mı çıktığına bakın.
- Karşınızdaki kişinin yaptığı şeyle, sizin ona yüklediğiniz anlamı birbirinden ayırmaya çalışın.
- Aklınıza kötü bir ihtimal geldiğinde hemen peşinden gitmeyin. Biraz zaman geçince aynı düşüncenin hâlâ bu kadar güçlü olup olmadığına bakın.
- Yeni tanıştığınız birine güvenmek için kendinizi zorlamayın. Güven zaten zaman içinde oluşuyor.
- Kendinizi rahat hissettiğiniz insanları veya ilişkileri hatırlayın. Her deneyimin kötü bitmediğini kendinize hatırlatmak bazen işe yarayabilir.
Bunları yaptığınız halde zaman zaman şüphe duymanız da normal. Güveni kırılan birinin yeniden rahatlaması hemen olmuyor. Bir gün kendinizi çok rahat hissederken ertesi gün aynı şey kafanıza yeniden takılabilir. Bu, başa döndüğünüz anlamına gelmez.
Fakat şüphe hayatınızın büyük bir bölümünü kaplamaya başladıysa durum biraz farklı. Sürekli telefon kontrol etmek, karşı tarafın söylediklerinin altında başka bir şey aramak, cevap gelmeyince saatlerce kötü ihtimalleri düşünmek sizi de yorabilir. Üstelik bir süre sonra karşınızdaki kişi hiçbir şey yapmasa bile ilişkinin içinde rahat edemez hale gelebilirsiniz. Böyle bir noktada bir uzmandan destek almak, bu düşüncelerin nereden geldiğini anlamak açısından faydalı olabilir.
Geçmişte yaşadığınız ihaneti unutmanız gerekmiyor. Sadece bugün karşınızdaki kişinin, geçmişte size bunu yapan kişi olmadığını zamanla görebilmeniz gerekiyor. Güven de biraz böyle geri geliyor; bir anda değil, yaşadığınız yeni deneyimlerle.
Kaynakça
Blow, A. J., & Hartnett, K. (2005). Infidelity in committed relationships II: A substantive review. Journal of Marital and Family Therapy, 31(2), 217–233. https://doi.org/10.1111/j.1752-0606.2005.tb01556.x
Gobin, R. L., & Freyd, J. J. (2014). The impact of betrayal trauma on the tendency to trust. Psychological Trauma: Theory, Research, Practice, and Policy, 6(5), 505–511. https://doi.org/10.1037/a0032452
Dunsmoor, J. E., & Paz, R. (2015). Fear generalization and anxiety: Behavioral and neural mechanisms. Biological Psychiatry, 78(5), 336–343. https://doi.org/10.1016/j.biopsych.2015.04.010
Downey, G., & Feldman, S. I. (1996). Implications of rejection sensitivity for intimate relationships. Journal of Personality and Social Psychology, 70(6), 1327–1343. https://doi.org/10.1037/0022-3514.70.6.1327
Norman, L., Lawrence, N., Iles, A., Benattayallah, A., & Karl, A. (2015). Attachment-security priming attenuates amygdala activation to social and linguistic threat. Social Cognitive and Affective Neuroscience, 10(6), 832–839. https://doi.org/10.1093/scan/nsu127



