
Değişim İstiyorum Ama Alışkanlıklarımdan Vazgeçemiyorum

Ayrıştırma (Splitting) Kavramı Psikolojide Ne İfade Eder?
Donma Tepkisi Nedir, Savaş-Kaç Tepkisinden Nasıl Ayrılır?
Donma tepkisi, bir tehditle karşılaşıldığında bedenin hareket edememe, konuşamama ya da düşünememe haliyle verdiği otomatik bir tepkidir. Uzun süre “savaş ya da kaç” ikilisiyle sınırlı tutulan tehdit tepkisi kavramı, günümüzde daha geniş bir yelpazeyi kapsayacak şekilde genişletildi.
Bu tepkiler arasındaki temel farklar:
- Savaş ve kaç tepkileri, sempatik sinir sisteminin harekete geçirdiği, bedeni eyleme hazırlayan aktif tepkilerdir
- Donma tepkisi ise hem sempatik hem parasempatik sistemin aynı anda devreye girdiği, hareketsizlikle karakterize edilen farklı bir tepkidir
- Donma, “hiçbir şey yapmamak” değil, bedenin aktif olarak seçtiği bir hayatta kalma stratejisidir
Bu tepki, kaçış ya da mücadelenin mümkün ya da etkili görünmediği durumlarda devreye girer. Bu nedenle donma tepkisi genellikle “neden hiçbir şey yapmadım” ya da “neden kendimi savunamadım” gibi sonradan gelen öz eleştiriyle karıştırılır. Oysa bu tepki bilinçli bir seçim değil, sinir sisteminin otomatik bir kararıdır.
Bu ayrımı bilmek önemlidir çünkü toplumsal anlatı genellikle sadece “savaş ya da kaç” seçeneklerini tanır; donma tepkisi bu ikiliye uymadığı için hem kişinin kendisi hem de çevresi tarafından yanlış yorumlanabilir.
Bu üç tepki türü arasında kesin sınırlar yoktur; aynı kişi, aynı tehdit sırasında bile bir tepkiden diğerine geçiş yapabilir. Örneğin kısa bir donma anının ardından ani bir kaçış tepkisi gelebilir; bu geçişkenlik, sinir sisteminin durumu sürekli yeniden değerlendirdiğinin bir göstergesidir.
Polivagal Teori Donma Tepkisini Nasıl Açıklıyor?
Polivagal teori, tehlike hissettiğimizde bedenimizin tek bir şekilde tepki vermediğini öne sürüyor. Teoriye göre sinir sistemi, biz farkında olmasak bile çevrede olup biteni değerlendiriyor. Bir anlamda “Burada güvende miyim?” sorusunun cevabını beden bizden önce vermeye çalışıyor. Bu sürece nöroalgı (neuroception) deniyor.
Teoride bu tepkiler üç şekilde ele alınıyor:
- Sosyal etkileşim sistemi: Kendimizi güvende hissettiğimizde insanlarla konuşmak, yakınlık kurmak ve bulunduğumuz ortamda rahat davranmak daha kolay oluyor.
- Sempatik mobilizasyon: Bir tehlike hissettiğimizde beden harekete hazırlanıyor. Kalp hızlanabiliyor, kaslar gerilebiliyor, kaçma ya da mücadele etme isteği ortaya çıkabiliyor.
- Dorsal vagal (donma) sistemi: Kişi kaçamayacağını veya mücadele edemeyeceğini hissettiğinde donma, hareketsiz kalma ya da içe kapanma gibi tepkiler görülebiliyor.
Bu modele göre beden önce bağlantı kurmaya, ardından kaçmaya veya mücadele etmeye yöneliyor. Bunlar mümkün görünmediğinde ise donma tepkisi ortaya çıkabiliyor. Ancak bunlar “Şimdi hangisini seçmeliyim?” diye düşünerek verdiğimiz kararlar değil. Bazen beden çoktan tepki vermiş oluyor, biz ne yaşadığımızı daha sonra fark ediyoruz.
Buradaki önemli nokta, bu tepkilerden birinin “doğru”, diğerinin “yanlış” olmaması. Kaçmak, mücadele etmek veya donmak, bedenin kendisini korumaya çalışırken verdiği farklı tepkiler. Aynı insan bile farklı durumlarda farklı tepkiler verebilir.
Bu yüzden “Neden öylece kaldım, neden bir şey yapamadım?” diye kendimizi suçlamak yaşanan şeyi tam olarak açıklamayabilir. Bazen beden, biz daha ne olduğunu anlamadan kendince en güvenli gördüğü tepkiye geçmiş olabilir.
Polivagal teorinin bazı açıklamalarının bilim dünyasında tartışmalı olduğunu da belirtmek gerekiyor. Yine de bedenin tehdit karşısındaki farklı tepkilerini anlamlandırmak için kullanılan yaklaşımlardan biri.
Donma Tepkisi Bedende Hangi Aşamalarla İlerliyor?
Donma tepkisi her zaman bir anda ortaya çıkan ve herkeste aynı şekilde yaşanan bir durum değil. İnsanların savunma tepkilerini inceleyen bir modele göre donma, tehdidin nasıl algılandığına bağlı olarak farklı yoğunluklarda ve aşamalarda yaşanabiliyor.
Bu aşamalar şöyle açıklanıyor:
- Dikkatli hareketsizlik: Kişi bir tehlike sezdiğinde kısa süreliğine durabilir ve bütün dikkatini ne olduğuna verebilir. Beden hareketsizleşse de aslında çevrede olup biteni anlamaya ve tehdidin nereden geldiğini çözmeye çalışıyordur.
- Saldırı altında hareketsizlik: Kaçmak zorlaştığında beden daha fazla gerilebilir. Kişi hareketsiz görünse bile tamamen tepkisiz değildir; hâlâ çevresinde olup biteni takip edebilir ve gerektiğinde tepki vermeye hazır olabilir.
- Tonik immobilite: Tehdidin çok yoğun olduğu ve kaçışın mümkün görünmediği durumlarda ortaya çıkabilen daha uç bir tepkidir. Kişi hareket etmek veya ses çıkarmak istediği halde bunu yapmakta ciddi şekilde zorlanabilir.
Bu aşamalarda bedende de bazı değişiklikler görülebilir. Vücut hareketlerinin azalması, kalp atışında değişiklikler ve deri iletkenliğinin artması bunlardan bazılarıdır. Yani dışarıdan bakıldığında kişi yalnızca hareketsiz görünse bile, bedenin içinde yoğun bir savunma tepkisi yaşanıyor olabilir.
Bu yüzden donmayı yalnızca “oldu ya da olmadı” şeklinde düşünmek yerine, farklı yoğunlukları olan bir tepki olarak görmek daha doğru olabilir. Tehdidin ne kadar yakın ve kaçınılmaz hissedildiği, tepkinin ne kadar derinleşeceğini etkileyebilir.
Aynı kişi bile farklı olaylarda farklı düzeylerde donabilir. Daha hafif bir durumda birkaç saniyeliğine durup çevreyi değerlendirmek yeterli olurken, çok yoğun bir tehditte hareket etmek oldukça zorlaşabilir. Bu nedenle her donma deneyimi dışarıdan aynı görünmez ve içeride de aynı şekilde yaşanmaz.
Tonik İmmobilite Nedir, Neden Oluşur?
Tonik immobilite, donma tepkisinin daha yoğun biçimlerinden biri olarak tanımlanıyor. Kişi hareket etmek istediği halde bedenini hareket ettirmekte zorlanabilir, kaslarda belirgin bir gerginlik oluşabilir. Bazı kişiler o sırada yaşananları “sanki dışarıdan izliyormuş” gibi hissettiklerini de anlatabiliyor. Hayvanlarda görülen benzer tepkiler bazen “ölü taklidi yapma” olarak biliniyor ve bir savunma biçimi olarak değerlendiriliyor.
Araştırmalar, insanlarda da özellikle kaçmanın mümkün olmadığı düşünülen yoğun tehdit ve travma anlarında tonik immobilite görülebildiğini gösteriyor.
Bu tepkinin öne çıkan özellikleri:
- Yoğun korku ve kaçamayacağını hissetmek, tonik immobilitenin ortaya çıkmasıyla yakından ilişkili. Kişi tehlikeden uzaklaşamayacağını düşündükçe bedenin hareketsizleşmesi daha belirgin hale gelebiliyor.
- Bu tepki bilinçli olarak verilen bir karar değil. Kişi “Hareket etmeyeyim” diye düşünerek bunu seçmiyor; bedenin savunma sistemi istemsiz biçimde devreye giriyor.
- Bu durumu yaşayan kişiler, olay sırasında bedenlerini kontrol edemediklerini veya hareket etmek istedikleri halde bunu yapamadıklarını anlatabiliyor. Bu da sonrasında “Neden hiçbir şey yapmadım?” sorusunun ortaya çıkmasına neden olabiliyor.
Bu nedenle tonik immobiliteyi “zayıflık” veya “yeterince mücadele etmemek” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Kişi bilinçli olarak pasif kalmayı seçmiyor; beden, yoğun tehdit karşısında otomatik bir savunma tepkisi veriyor. Dışarıdan hareketsizlik gibi görünse de, içeride oldukça yoğun bir stres yaşanıyor olabilir.
Hayvanlarda benzer bir tepkinin bazı durumlarda avcının ilgisini azaltarak hayatta kalmaya katkıda bulunabildiği düşünülüyor. İnsanlarda ise aynı mekanizmanın işlevi daha karmaşık. Aşırı tehdit karşısında bedenin verdiği istemsiz bir savunma tepkisi olarak ele alınıyor.
Bu ayrım özellikle önemli; çünkü kişi olay sonrasında kendisini suçlayabilir. Oysa hareket edememek, hareket etmek istememekle aynı şey değildir. Bazen beden, bilinçli düşünceden önce kendi savunma tepkisini çoktan başlatmış olabilir.
Donma Tepkisi Sonradan Neden Utanç Yaratabiliyor?
Donma tepkisi yaşayan birçok kişi olay bittikten sonra “Neden hiçbir şey yapmadım?”, “Neden kendimi savunamadım?” diye düşünebilir. O an bedenin verdiği tepki istemsiz olsa bile, sonradan yaşananları düşünürken kişi kendisini suçlayabilir. Araştırmalarda da tonik immobilite yaşayan kişilerin daha yoğun travma sonrası stres belirtileri bildirebildiği görülüyor.
Bu ilişkiyi açıklayabilecek birkaç nokta var:
- Donma tepkisi kontrol hissini sarsabilir. Kişi hareket etmek istediği halde bunu yapamadığında, sonrasında kendi bedenine bile söz geçiremediğini düşünmeye başlayabilir. Bu da yaşanan olayı anlamlandırmayı daha zor hale getirebilir.
- Tehlike karşısında genellikle “savaş ya da kaç” tepkilerinden söz edilir. Bu yüzden donup kalmak, hem kişi hem de çevresindekiler tarafından yanlış anlaşılabilir. Oysa donma da bedenin verebildiği savunma tepkilerinden biridir.
- Bu yanlış anlama zamanla kişinin kendisine bakışına da yansıyabilir. “Bir şey yapmalıydım” düşüncesi tekrarlandıkça utanç ve suçluluk daha da ağırlaşabilir. Çevreden gelen “Neden karşı koymadın?” gibi sorular da bu duyguları güçlendirebilir.
Travma yaşamış ergenlerle yapılan bir araştırmada da tonik immobilite ile travma sonrası stres belirtileri arasında anlamlı bir ilişki bulundu. Bu, donma tepkisinin kişinin bilinçli olarak seçtiği bir davranış olmadığını anlamak açısından önemli. O anda kişi ne yapması gerektiğini düşünmeye fırsat bulamadan beden savunma tepkisini başlatmış olabilir.
Bu nedenle “Neden o an dondum?” sorusuna yalnızca sonradan sahip olduğumuz bakış açısıyla cevap vermek yanıltıcı olabilir. Olay bittikten sonra seçenekler daha açık görünür; ancak tehdit anında beden aynı şekilde çalışmayabilir.
Bu suçluluk ve utancı azaltmanın ilk adımlarından biri, donmanın istemsiz bir savunma tepkisi olduğunu anlamaktır. Kişi bunu fark ettikçe “Neden yapamadım?” yerine, “O anda bedenim böyle tepki verdi” diyerek yaşananlara daha az suçlayıcı bir yerden bakmaya başlayabilir.
Donma Tepkisini Fark Edip Bedeni Yeniden Düzenlemek
Donma tepkisini fark etmek, onunla başa çıkmayı biraz daha kolaylaştırabilir. Buradaki amaç “Hemen normale dönmeliyim” diye kendimizi zorlamak değil. Önce bedende ne olduğunu anlamak, ardından küçük adımlarla bulunduğumuz ana geri dönmeye çalışmak daha işe yarayabilir.
Bunun için birkaç şey denenebilir:
- Bedendeki işaretleri tanımak: Donma herkeste aynı şekilde yaşanmaz. Bazı insanlar uyuşukluk hissederken bazıları hareket etmekte zorlanabilir veya çevresinden kopmuş gibi hissedebilir. Kendi belirtilerinizi tanımak, “Şu an ne oluyor?” sorusuna cevap vermeyi kolaylaştırabilir.
- Küçük hareketlerle başlamak: Donduğunuzu fark ettiğinizde büyük bir şey yapmak zorunda değilsiniz. Ellerinizi ovuşturmak, parmaklarınızı hareket ettirmek veya ayaklarınızın yere değdiğini hissetmek bile dikkatinizi yeniden bedeninize ve bulunduğunuz ortama getirebilir.
- Nefesi biraz yavaşlatmak: Hızlı hızlı nefes aldığınızı fark ederseniz, nefesinizi zorlamadan biraz yavaşlatmayı deneyebilirsiniz. Özellikle nefesi verirken acele etmemek bazı kişilerde rahatlama sağlayabilir. Ama nefese odaklanmak sizi daha fazla geriyorsa, bunu yapmak zorunda değilsiniz.
- Geçmişte yaşananlara başka bir yerden bakmak: Olaydan sonra “Neden hiçbir şey yapmadım?” diye kendinizi suçlamak kolaydır. Bunun yerine “O anda bedenim neye tepki veriyordu?” diye sormak daha anlamlı olabilir. Çünkü donmak çoğu zaman bilinçli olarak seçilen bir davranış değildir.
Polivagal teoriye dayanan bazı yaklaşımlar, bedenin güvende olduğunu hissetmesine yardımcı olan küçük deneyimlerin sakinleşmeyi destekleyebileceğini öne sürüyor. Yine de bu teorinin bazı açıklamalarının bilim dünyasında hâlâ tartışıldığını belirtmek gerekiyor.
Eğer donma tepkisi sık sık yaşanıyor ve günlük hayatınızı zorlaştırıyorsa, travma konusunda çalışan bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak faydalı olabilir. Buradaki amaç tepkiyi bir anda ortadan kaldırmak değil, ne zaman ortaya çıktığını ve size neyin iyi geldiğini anlamaktır.
Bu süreç biraz zaman alabilir. Bazen ilerlediğinizi hissederken başka bir gün aynı tepki yeniden ortaya çıkabilir. Bu, başa döndüğünüz anlamına gelmez. Bedeni tanımak da zamanla öğrenilen bir şeydir. Küçük küçük neyin işe yaradığını fark etmek bile zaman içinde önemli bir fark yaratabilir.
Kaynakça
Porges, S. W. (2022). Polyvagal Theory: A science of safety. Frontiers in Integrative Neuroscience, 16, 871227. https://doi.org/10.3389/fnint.2022.871227
Volchan, E., Rocha-Rego, V., Bastos, A. F., Oliveira, J. M., Franklin, C., Gleiser, S., Berger, W., Souza, G. G. L., Oliveira, L., David, I. A., Erthal, F. S., Pereira, M. G., & Figueira, I. (2017). Immobility reactions under threat: A contribution to human defensive cascade and PTSD. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 76(Pt A), 29–38. https://doi.org/10.1016/j.neubiorev.2017.01.025
Marx, B. P., Forsyth, J. P., Gallup, G. G., & Fusé, T. (2008). Tonic immobility as an evolved predator defense: Implications for sexual assault survivors. Clinical Psychology: Science and Practice, 15(1), 74–90. https://doi.org/10.1111/j.1468-2850.2008.00112.x
Bovin, M. J., Jager-Hyman, S., Gold, S. D., Marx, B. P., & Sloan, D. M. (2008). Tonic immobility mediates the influence of peritraumatic fear and perceived inescapability on posttraumatic stress symptom severity among sexual assault survivors. Journal of Traumatic Stress, 21(4), 402–409. https://doi.org/10.1002/jts.20354
Magalhaes, A. A., Gama, C. M., Gonçalves, R. M., Portugal, L. C., David, I. A., Serpeloni, F., Pinto, L. W., Assis, S. G., Avanci, J. Q., & Volchan, E. (2021). Tonic immobility is associated with PTSD symptoms in traumatized adolescents. Psychology Research and Behavior Management, 14, 1359–1368. https://doi.org/10.2147/PRBM.S317343



